Ibrahim's profileIbrahim MiyedRaPhotosBlogListsMore Tools Help

SaYaÇ

Sandbox

Loading...

Clock

Loading...

Calculator Gadget

Loading...

Google Search Gadget

Loading...

Calendar

Loading...

Weather

Loading...

GüNCeL

Loading...Loading...

Dünya Gündemi

Loading...Loading...

TeKNoLoJi

Loading...Loading...

SaĞLıK

Loading...Loading...

Ya$aM

Loading...Loading...

KüLTüR SaNaT

Loading...Loading...

Ibrahim MiyedRa

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

BENM DİĞER YARIMSIN ARTIK YANLIZSIN BU ŞEHİR SENSİZ DÜŞMAN BANA SEN BENİM KARANLIĞIMSIN

  
    

-----------------------------------------CENGİZHAN 52--------------------------------------------------------------------
        
 

   

Ben miyim karanlıklar içinde , yoksa karanlık mı benim içimde ? Güneşi mi kaybettim yoksa güneş mi unuttu doğmayı ?

Gecenin sessizliği mi çınlayan kulağımdaki yoksa sensizliğin içindeki sessizlik mi çığlık çığlığa bağıran?Ben miyim çıldıran yoksa sensizlik mi beni benden alan?Kelimeler mi yetmiyor anlatmaya yoksa ben miyim sevgimi anlatamayan sana?

Her Lafa Verilecek Bir Cevabım Vardır Önce Lafa Bakarım Laf mı Diye Sonra Söyleyene Bakarım Adammı Diye

üç kuruşluk adama beş kuruşluk değer verirsen seni arda kalan iki kuruş için satar.....
 
y1pEFGdBQuKpdiLqWpFbC8Uw50cwovmcJBOhuIyPvPBx9o-vTcMyKCyhWK360A9huIt
26 Oct.
good space!!!!! уєℓι ѕρα¢є  click
7 June
slm merhba spaces alnın guzel basarılarının devamını dılerım... http://xat.com/iyiolmakyetmezsence
2 Feb.

İsrail Mallarını Boykot Edin

 

 

 Kimler Çevrimiçi

Toplam Ziyaretçi SayasıHaftalık Ziyaretçi Sayısı

 

17 Jan.
CİMBOMDAN KARTALA SEVGİLER
 
9 Mar.
Kees G.wrote:
 
 
28 Jan.
benim space de dinle videosu var adamım..ayıp ettin dostum .bye bye
 
18 Aug.
sen gelirsinde ben gelmezmiyim.ama maalesef eli boş geldim.gerçekten space sın çok şahane olmuş.tebrik ederim.o zaman benden bu akşam şebnem ferahtan mayın tarlasınıo dinle.good bye bye.pc_kopat_04 erol 
16 Aug.
Abi çok güzel bi space yapmışsın eline saglık. Ayrıca sana ve bu siteyi hazırlamana yardımcı olan arkadaşlarına da çok teşekür ederim Türk' lügü böyle güzel yaşamanız çok hoş :D
27 Apr.
Sayfamı beğendiğin saoL. aynı hataları bazen bende de veriyor. sanırım pc de destekleyen program olmadığı için hata veriyor. aynısı bende de oluyor. bazı cafelerde hiç açılmıyor veya açılsa da bazı şeyleri göstermiyor hata veriyor...
25 Apr.

Evanescense - Going Under

Loading...

Static X - Cold ( Queen Of The DamneD )

Loading...

Ibrahim MiyedRa

Location
Hiç kimse sırf annesi yada babası olduğunuz için sizi sevmek yada saymak zorunda değildiR.
Hiç kimse sırf sizinle evli olduğu için sizi sevmek yada saymak zorunda değildiR.
Hiç kimse sırf pozisyonunuz yüzünden sizi sevmek yada saymak zorunda değildiR.
Hiç kimse sırf yaşınız yüzünden sizi sevmek yada saymak zorunda değildiR.
Hiç kimse sırf sorunlarınız var diye sizi sevmek yada saymak zorunda değildiR.
İşin gerçeği kim olursanız olun, ne haklara sahip olursanız olun, hangi koşullarda yaşıyor olursanız olun, elinizde ne tür güçler tutuyor olursanız olun, SEVGİ ve SAYGI’yı kazanmak zorundasınız. Bunun için belirttiğim gibi, kendinizi geliştirmeniz ve çevrenizdeki insanlara değer vermeniz gerek. Eğer siz bunu başaramıyorsanız, başkalarının sizin için başarmasını nasıl beklersiniZ?

dame

Loading...
Photo 1 of 59

Kaybetmenin Tiryakisi Bir Çocuk Gibi Sustum,Kendime Kızdım,Kırıldı Ayna...

 

<

myspace

 

  

         

 

Alanımda Bu Kadar Süre Durdunuz Boş Geçmek Olmaz...
 

                                                                   

 

 

t0hjrn.gif 


 

Türk Milletine İTAAT Edeceginiz Güne Kadar Azrailiniz Olmaya Devam Edecegiz...

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

http://spaces.msn.com/kartalizma12

Bu Sayfa Kürşat Şentürk (http://kursatsenturk.spaces.msn.com) Ve Yiğit (http://ygt.spaces.msn.com)'ten Öğrendiğim Bilgilerle Yapılmıştır...    

ESaT Abiyi Unutmayalım...

FORUM TÜRK İSLAM’adresine ulaşmak için Tıklayın

       
 
                                 
                                     
   

 
 

   

Ya AKLıN BaŞKa YeRLeRDeYDi , Ya YüReĞiN...

 

 

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere
saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek.
Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek...
Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin

her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki.
Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim seni yanımdayken...
Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten.
Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara aya dert yanmaz,
böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten
ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…

"Can Dündar"

 

 


 

 
 

Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan,

ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun!...

 Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur

 ve yaptıkların onun dudağında küçük bir tebessüm yaratmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken, o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.

Hani ağzınla kuş tutsan " bu kuşun kanadı niye beyaz değil" diye bir soruyla karşılaşabilirsin.

 İki ucu keskin bıçaktır bu işin...

Yaptıklarınla değil, yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.

 Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur!..

İyi halin cezanda indirim sağlamaz...

 Sen, "ama senin için şunu yaptım" dediğinde o, " şunu yapmadın" diye cevap verecektir.

Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

 Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.

 Özledin,içtin, ağladın, güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın.

"Peki o ne yaptı" deme.

Herkes kendinden sorumludur aşkta.

 Sen aşkını doya doya yaşıyorken, o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunudur.

 Bir insan eksik yaşıyorsa,

ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa

sen ne yapabilirsin ki onun için?

 Hayatı ıskalama lüksün yok senin!..

 Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

 Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.

"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu...

 Hem ne olmuş yani ,yalnızlık o kadar da kötü birşey değil.

Sen mutluluğu hiçbir zaman tek bir kişiye bağlamadın ki...

 Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.

 Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?

 Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip

 yeni yaşamlara tanık olmak ta keyif verecek sana. 

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin

ve biliyorsun as olan yürektir!...

 Yürek sesi nedir bilmeyenler;

 yada bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma,

 yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle.

Sen yeter ki koru yüreğini

ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...

Elbet bitecek güneşe hasret günler...

Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,

 güneşin çicekleri dolduracak yüreğini...

 

Bu Yalnız olanlara

Aşk bir kelebek gibidir. peşinden koştukça hep senden kaçar.. en iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir... Aşk mutlu eder, bazen de üzer... ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer..


Bu sevgilisi olanlara

Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır..


Bu çapkın olanlara

Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme.. içinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme.. kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.. sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme.. çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir.


Bu evli olanlara

Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir. "neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir.. "nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir.. ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir...


Bu evlenmek için gün sayanlara

Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu, birlikte geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.


Bu kalbi kırık olanlara

Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer.. ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.


Bu aşık olmaktan korkanlara

Aşka düş ama tökezleme.. anla ama bekleme.. paylaş ama isteme. Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...


Bu sevdiğini fazla sahiplenenlere

Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..


Bu aşkını itiraf etmeye çekinenlere

Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir.. sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir.. ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir..


Ve bu da dönmeyecek birini hala bekleyenlere

Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır.. ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır.. Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir... Bırak, gitsin...

 

 

GeceMe hosgeldiniz

Ayrılığın İlanı

 

Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli...

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda..

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın.

Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim.

Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin zamanı geldi şimdi.


Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın gülüşlerini yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım.

Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

Ne çok tanıdığımız var ayrılığımıza....

YALNIZLIĞA ALIŞMALI
Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Birgün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçilmeli...
İhanetlere,terkedilmelere,bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Çünkü 'omuz omuza' günlerin vakti geçti.Dayanışma,günümüzün borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı,geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız.
Zaman,tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır...
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı...
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli...
Sofrada tek tabağa,tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragrafları asmalı evin en görünür duvarlarına...
'Yalnızlık paylaşılmaz/Paylaşılsa yalnızlık olmaz' dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere 'şu anda size cevap verebilecek kimse yok' denmeli
'Belkide hiç olmayacak...' cevapsızlığa,sessizliğe ısınmalı...
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.Haklılığın onuru  yaşatır insanı...
Susmanın utancı öldürür...
O yüzden en sessiz gecelerde 'doğruydu,yaptım'la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine,soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya,sabah aynayla gülüşmeye,kendisiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... 
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur,ama hep kalkıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli....
Sessizliği,sese dönüştürebilmeli...
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
 

PessimisT

BİR KİTABE KALINTISI

 

Image Hosted by ImageShack.us  
 
 

Gürültü patırtının ortasında sessizce, sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur var. Sakın bunu unutma...

Herkesle do

st olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma...

İçten ol, telaşsız anlat... Kısa, açık ve net konuş... Başkalarına kulak ver...Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız yaptığın planların değil, başardıklarının da tadını çıkar...

Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen. Hayattaki dayanağın işindir, unutma. Sevebileceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol... Sevmiyorsan eğer, sever gibi yapma... Çevrene ve tanıdıklarına önerilerde bulun, fakat asla hükmetmeye kalkma...İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın sevgi konusunda yüzyıllardır öğrenebildiği, bir kumsaldaki kum taneciği bile değildir.

Aşka sakın burun kıvırma...Aşk nedir? Çöl ortasında yemyeşil bahçedir. O bahçeye bakmayı hak etmiş bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli ilgiye, yardıma, bakıma, sevgiye ihtiyacı olduğunu unutma.

Hayatta kaybedebilirsin. Kaybetmeyi ahlaksızca bir kazanca tercih et. Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki; o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yıllar geçiyor, geçecek... Yılların geçmesine öfkelenme...Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremiyorsan, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirm

ediğinle ilgilenir. Ara sıra kendini tutamayabilirsin. Yüreğini isyana kaptırabilirsin... Fakat unutma, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol...

Annenin seni doğurduğu saatleri hatırlıyor musun?

Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu.

Öyle bir ömür geçir ki, sen öldüğünde herkes ağlasın...

Sabırlı, sevecen ol, erdemini yitirme...

Önünde sonunda sahip olduğun tek servet yine kendinsin.

Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır...

 
 

 
 

Image Hosted by ImageShack.us

 

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN

Herşey sende gizli,
Yerin seni çektiği kadar ağarsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif...
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü...
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin...
Yaşadıklarını kar sayma;
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün...
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki, ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanama her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin...
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer,
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın...
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın...
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın...
Unutma, yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ıslattığı kadar sıcak...
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
V e güçlü hissettiğin kadar güçlü...
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun...
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir,
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
BUNU DA ÖĞREN;
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN....!!!

 

Alamasam Da Kokunu Seviyorum Seni Bebeğim...


Sanırım Herkesin İçinde Birazcık
Medyumluk Var.

 
Kalbimin Kapılarını Açtığımda
Geleceğimi Gördüğüm O Gülüş
Eğer Günahsa
Ben Bu Mutluluğu Yaşayabilmek Uğruna
Bu Günahı İşlerim!!..



BeŞiKTaŞ

 

Image Hosted by ImageShack.us

img124/4827/besiktaswx8.jpg  

 

 

 

 

 

 
 

 

 
 

 
 

 

      

  


Number of online users in last 3 minutes

website design

Dünyada saklanan gerçekler

t0hjrn.gif
 
BBC Programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği bir kitapta toplamış. Seyfi Öngider’in editörlüğündeki Aykırı Yayınevi’nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç.
“50 gerçek” olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.
“Yokoluş”a doğru hızla sürükleniyoruz.
Kendi ikbalimiz için fır dönerken, bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım...
İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek:
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor.
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip.
4- Çin’de 44 milyon kadın kayıp.
5- Brezilya’daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.
6- 2002’de idamların yüzde 81’i ABD, Çin ve İran’da gerçekleşti.
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip.
8- AB’deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika’nın yüzde 75’inin günlük geçiminden daha fazla.
9- 70’in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak, 9’unda ise cezası ölüm.
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor.
11- Rusya’da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor.
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.
14- Hindistan’da 44 milyon çocuk işçi var.
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.
18- 15 yaşındaki İngilizler’in yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor.
19- Washington’daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre üyesi için 125 kişi çalışıyor.
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.
21- 1977’den bu yana ABD’deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz vakası yaşandı.
22- Mc Donalds’ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını tanıyanlardan fazla.
23- Kenya’da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.
25- Amerikalılar’ın üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.
26- 150’den fazla ülkede işkence var.
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor.
28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.
30- Petrol rezervleri 2040’da tükenebilir.
31- Sigara içenlerin yüzde 82’si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
32- Dünya nüfusunun yüzde 70’i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için yaşanıyor.
34- Afrika’da 30 milyon kişi AIDS.
35- Her yıl 10 dil ölüyor.
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.
37- ABD’de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.
38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.
41- İngiltere’de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol’un ilk sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı.
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.
43- ABD, “haydut devlet” diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri harcama yapıyor.
44- Dünyada 27 milyon köle var.
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç haftada bir Ay’a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa’ya satılıyor.
48- Yeni Zelanda’dan İngiltere’ye uçakla getirilen bir tane kivi, atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.
49- ABD’nin, BM’ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla.
 
    

SeVDiĞiM...

 PessimisT

GEL YAŞAYALIM YAŞANACAK NE VARSA...

BİTSİN SENSİZ GEÇEN GECELERİM...

BİTSİN BU BEKLEYİŞLERİM,

ÖZLEYİŞLERİM...

KİMSE OLMASIN BİZDEN BAŞKA,

BAK...

NASILDA ÇARPIYOR KALBİM.

AHHHH...

BİR SÖYLEYEBİLSEM.

AHHHH BİR ANLATABİLSEM...

DİLİMİN UCUNDA...

SÖYLEYEMİYORUM...

BİLİYORUM SEVDİĞİM,

BENİ ANLADIĞINI BİLİYORUM...

SÖYLEYEMESENDE BİLİYORUM BENİ SEVDİĞİNİ...

YANIMDA OLDUĞUNU BİLİYORUM...

ZAMAN...

AHHH BİR GEÇSE ŞU ZAMAN...

AHHH BİR GEÇSE ŞU ZAMAN...

AHHH BİR GEÇSE...

 

 

♥   ........................................................  

 

 

BAZEN SUSMAKTA ÇOK ŞEY ANLATIR...

♥ 

VE  BAZEN  HAYKIRMAK GEREKİR

DUYURMAK İÇİN SESİNİ...

 

AMA YETMEZ...

NE SESİNİN GÜCÜ YETER ANLATMAYA DUYGULARINI...

NEDE KELİMELER...

 

VE GÖZLER ASLA YALAN SÖYLEMEZ...

BAK GÖZLERİME YETER...

ÇÜNKÜ TÜM YÜREĞİM ORDA...

 

TÜM SEVGİM...

 

TÜM ÖZLEMİM...

 

TÜM SUSKUNLUĞUM...

 

VE TÜM HAYKIRIŞLARIM...

 

x1pnprgmi5o53mbngxumbex3xaa15v.gif

 


Number of online users in last 3 minutes

website design


Evanescense

 

Evanescence 'duman gibi yok olmak' anlamına geliyor. Vokalde Amy Lee, gitarlarda Ben Moody'den oluşan grup ilk albümü "Fallen"'ı yayınladı. Peki o gerçekten ilk albümleri miydi? "Nasıl yani?" konusuna az sonra geçeceğiz. Arkansaslı grup, Amy'nin inanılmaz sesi ile diğer alternative-rock gruplarından ayrılıyor. Amy'ye göre grubun sırrı müziklerinin epik, dramatik ve karanlık olması. Belki de Amy'nin ta kendisi. Grubu kuran Amy ve Ben, çocukken yaz kampında tanışmışlar. Amy piyanoyla Meat Loaf'ın "I'd Do Anything For Love"ını çalarak oyalanıyormuş, Meat Loaf hayranı olan Ben hemen gidip tanışmış ve grup kurmaya o gün karar vermişler. Kendi çabaları ile yayınladıkları, CD yazıcı ile çoğalttıkları ilk EP'leri ile yerel olarak oldukça tanınmışlar. O albümü bugün 'komik' olarak nitelendiriyorlar. Arkasından ikinci EP "Whisper" ve 2001 yılında ilk albüm "Origin" gelmiş. Ancak kendilerine özel bir sebepten dolayı, bu albümü hiç yayınlanmamış saymak istiyorlarmış. Bu sebeple Amazon gibi yayınlarda ve resmi sitelerinde "Fallen", ilk albüm olarak görünmektedir. Grup "Fallen" albümüyle büyük bir kitleye ulaşmıştır. Grubun albümü 600.000 satıp Billboard ilk 10'a girmiştir. Cristian-Rock kitlesi tarafından çok sevilip başarı grafiği hızla yükselişe geçince bu kitleye hitap eden müzik marketlerinden toplatılmış. Amerika'da Hristiyan Rock şeklinde bir olgu vardır. Dini temalar işleyen gruplar büyük ilgi toplar. Sadece bu türe endekslenmiş plak dükkanları, radyolar ve festivaller var fakat grup üyeleri kendilerini gotik tarzını kabul etmedikleri gibi yalnız bu kitleye hitap ediyor durumuna gelmek istemedikleri için bu tür dükkanlardan albümlerini toplatma kararı almışlardır. Şarkılarda çoğunlukla aşk ve çaresizlikle birlikte karanlık temaları dikkati çekiyor. Evanescence piyasadaki diğer nu-metal veya goth gruplarından çok farklıdır. Grup:
"Öfke dolu gençlerin hazırladıkları, önceden paketlenerek satışa sunulmuş gibi duran çok albüm var piyasada Biz böyle değiliz. Bir görüntü satmaya çalışmıyoruz, sadece kalbimizdekileri yazıyoruz." diye açıklıyorlar.

Grup turnedeyken Ben Moody grubu terketmiştir. Bu bazıları için hayal kırıklığı yaratırken bazıları için de sevinç yaratmıştır! Ben Moody Avril Lavigne'ın bir ara gitaristliğini yaparken grup devam etme kararı alarak turneye kaldığı yerden devam etmiştir ve Ben Moody'nin yerine Cold grubunun gitaristi Terry Balsamo geçmiştir. 2004 yılının Kasım ayında unutulmaz Paris konseri görüntüleriyle oluşan "Anywhere But Home" adında bir konser albümü çıkarmışlardır.

Evanescence Hakkında Bazı Bilgiler
Everybody's Fool şarkısının yazılış nedeni; Bu şarkıda şu an 13-14 yaşlarındaki küçük kız kardeşi Lauri'den bahsediyor. Kimseyi kırmak istemediğini ama etrafta hep ahlaksız (daha kötü bir tabir vardı da neyse anlayın artık) bayan sanatçıların idollerin olduğunu, bunun kendisini deli ettiğini, kardeşinin bir zamanlar yoldan çıkmak üzere olduğunu, daha 8 yaşındayken o kadınlar gibi giyinmeye başladığını söylüyor. En sonunda ben de onunla konuştum ve bir şarkı yazdım diyor. Şarkının sadece Britney Spears'la ilgili olmadığını, bu camiadaki tüm insanlar için yazdığını, Hollywood'taki bütün şeylerin sahte olduğunu, mükemmel olduklarını sandıklarını, aslında hiçbirinin öyle olmadığını. Hepsinin sahte olduğunu ve birçok kız ve kadının imajlarını zedelediğni de ayrıca belirtiyor..
Ben Moody gruptan çıktı ve Avril'le çalışmaya başladı. Buraya kadarını çoğunuz bilirsiniz. Avril'in Nobody's Home parçasında Ben Moody'nin katkısı çokmuş. Asıl ilginç olan Anywhere But Home isminin Nobody's Home'a nispet olsun diye seçilmiş olması. Yani Ben "Evde kimse yok" diyor Amy de "Evden başka herhangi bir yerdeyim" diyor. Evanescence'in Whisper şarkısını hepimiz çok severiz. Şarkının sonlarında Amy "Don't close your eyes" diye başlayan nakaratı tekrarlarken arkadan bir grup daha doğrusu bir koro anlayamadığımız bir şeyler söyler. İşte orada şöyle demektedir:
"SERVATIS A PERICULUM, SERVATIS A MALEFICUM"
Bu LATİNCE söz sık sık tekrarlanır. İngilizce anlamı:
"SAVE US FROM DANGER, SAVE US FROM EVIL"
Türkçe karşılığı: "BİZİ TEHLİKELERDEN KORU, BİZİ ŞEYTANA KARŞI KORU"
Amy nin ölen kız kardeşine yazdığı şarkının ismi "HELLO". Hello şarkısı kendisi için çok önemli bir şarkıymış. "Çocukken bir kardeşim öldü, bu şarkı bir kız ya da erkek çocuğun erken yaşta ölümle tanışmasını anlatıyor.Yaşamak zorunda olduğum bir şey" diyor kendileri. Amy nin kardeşi öldüğünde 3 yaşındaydı.. Amy de 6 yaşındaydı... Kardeşi 1987 yılında doktorların açıklayamadığı bir hastalıktan öldü. Amy ile beraber büyüdüğünü tahmin edebilirsiniz heralde. Biri 6 biri 3 yaşında iki kardeş işte. Ölen kardeşinin fotoğrafını bulamazsın çünkü Amy annesi üzeleceği için ismini bile açıklamıyor... "Hello şarkısını dinleyin" diyor. Anywhere But Home'da da tüm Fallen şarkıları var ama Hello yok. Bunun sebebi albümün konser albümü olması ve Hello'yu Amy ölen kardeşine olan saygısından dolayı canlı performanslarda seslendirmemesi. Amy'nin ölen kardeşinin adı Bonnie. Geçirdiği hastalığın sonucu olarak sık sık hastalık nöbeti geçirirmiş. Bir gün annesi Bonnie'yi banyo yaptırırken bir ara yanından ayrılmak zorunda kalmış, tam bu sırada nöbet başlayınca küvetin içinde boğularak ölmüş. Olay sırasında Amy okuldaymış. Şarkıda Amy'nin okuldan eve gelişi ve yaşadığı bu korkunç olaya inanmakta zorluk çektiği anlatılıyor. Amy için "Hello" kuşkusuz özel bir şarkı. Konserlerde bu şarkıyı hiç söylemiyor aslında söyleyemiyor çünkü ne zaman söylemek istese ağlamaya başlıyor.
Amy'nin resmi olarak hiç yayınlanmayan "you" şarkısıyla ilgili ilginç söylentiler var bu arada. Şarkı Evanescence'a değil tamamen Amy'ye ait. Amy bu şarkının ailesi ve yakınlarına özel olduğu için hiç bir yerde yayınlanmasını istemiyor. Şarkının sözlerine gelince bu sitede ve birçok Türkçe sitede nakarat bölümünde "Lady marry me" diyor. Ama şarkının o bölümünde "Amy marry me" diyor gerçekte. Bu da beraberinde birçok soru işareti getiriyor.
Ben Moody ile Amy lise yıllarında sevgiliymiş ve nişanlanmışlar, sonra da ayrılmışlar. Ben Moody nin gruptan ayrılmasına sebep olarak da en çok bu faktör üzerinde konuşuldu. Yani Ben'in Amy'yi hala seviyor oluşu. Amy Ben ile olan ilişkisi hakkında hiç konuşmuyor, konuşmak istemiyor. Buna karşılık Ben'in nişanlandıktan sonra ayrılmalarına üzüldüğü hakkında birkaç açıklaması var. Herşey bir yaz kampıyla başlamış işte, grupla beraber aşk da başlamış demek ki. Beraber bir röportaj vermişlerdi. Amy, Moody için o benim bir tanem diyordu ve birbirlerinin gözlerine baktıklarında mutluluktan uçtuklarını düşünüyordum keşke birleşseler.

İLGİNÇ BİLGİLER

1 Nisan şakasının kökeni nedir?

 

1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.

 

İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?

Bu konuda iki ayrı açıklama vardır.

1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır.

2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.

 

Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?

Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde
yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı.Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.

 

Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?

Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır.

 

Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.

 

Mezara niçin çiçek konulur?

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,kötü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

 

Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?

Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden
bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

 

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki
kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

 

Akıl ile zeka arasında fark nedir?

Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

 

Dolunay insan davranışlarınıetkiler mi?

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi.  Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

 

Niçin gözyaşı dökeriz?

Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.

 

Üç yaşından daha önce olanları için hatırlamıyoruz?

Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.

 

Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?

Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez.  İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.

 

Develerin hörgüçlerinde ne var?

Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.

 

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

 

Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir

 

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

 

İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?

Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.

 

Bir hafta niçin 7 gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti.  Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

 

Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?

Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.

 

İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?

Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.

 

Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

 

Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca  hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.

 

Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

 

Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?

Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok
horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır

 

Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden  etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.

 

Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?

Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

 

Kuşlar nasıl konuşabiliyor?

Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini
taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

 

Kediler balık ve sütü niçin severler?

Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.

 

Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?

Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

--------------------------------------------------------------

Hayat Kurtaracak 16 İpucu
 
Londra'daki King College Hastanesi  Yaşlanma Bilimi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma,  vücudumuzun bize hayatımızı kurtaracak tam 16ipucu verdiğini ortaya  koydu.
Sağlıklı yaşam konusunda birçok araştırmaya  imzasını atan; Londra'daki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma  bilimi) Enstitüsü'nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, "Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız  hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında. Siz de  vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz " diyor ve ekliyor: "Vücudunuz; siz fark  etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor.
"Prof. Wale'ye göre, tırnaktan gözlere, doğum  kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge. O halde  bir test yaparak ne kadar sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün. Wale'nin "
İşte hayatınızı
kurtaracak 16 ipucu
" dediği test şöyle:
 
1.Tırnaklar  :
Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik  yada; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz  anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.
 
2. Nefeslerinizi sayın   :
Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp  veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek... Eğer 25 kez nefes  alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
 
3.  Gözler  :
Aynada gözlerinizden birine bakın. İris'in  etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekildeyaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.
 
4. Avuç içinize bakın :
Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı  ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.
 
5. Hafıza  kontrolü  :
Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya  koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini  hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer'le karşılaşma  riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
 
6. Kas  kontrolü  :
Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz  olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza  bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa,kaslarınız da bir  zayıflık olduğu anlamına geliyor.
 
7. Görünüş  :
Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine  bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin  kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün.Ne kadar yakına gelirse  gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına  geliyor.
 
8. Tiroit misiniz?  :
Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda  birşeye uzanıyormuş gibiuzatın. Ellerinize dikkat  edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma  riskiniz çok.
 
9. Düz yürümek  :
Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin.  Üzerinde rahat rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu  iyi işliyor demektir.
 
10. Doğum kilonuz  :
Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun  altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya  kalabilirsiniz.
 
11. Beliniz kalın mı?   :
Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız  belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha  fazla.
 
12. Tuvalet sıklığı  :
Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme  ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık  tuvalete gitmektir.
 
13. Nabız kontrolü  :
Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun  yaşayacaksınız demektir.Yani nabzınız 70'in altındaysa sağlıklısınız  anlamına geliyor.
 
14.Dişlerinizi fırçalayın  :
Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede  demektir.
 
15. Parmak uzunluğu  :
İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan  kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.
16. Ayak Bilekleri :
Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına  bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp,
akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı  karşıya kalabilirsiniz.

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

İlginç Ölümler
 
1. Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendini asmış pozu verdi... Eve gelen eş kocasını o halde gorünce bayıldı.Kapıyı açık gören komşu kadın içeri girince iki cesetle karşılaştığını sanıp evi soydu.Topladıkları ile çıkarken Jake kadına bir tekme attı. Cesedin canlandığını sanan kadın korkudan öldü..Jake beraat etti..
 
2. New York'ta 5.caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama birşey olmamıştı.. Şöförle konuştu ve kalkacak iken olayı gören biri yanına gelerek,kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü...
 
3. Bayan Carson Amerika'nın New York kentinde yaşıyordu.. Birgün eğlenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Şirket eve telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi . Aile hemen koştu. Bu sırada tabutun içinde yatan bayan Carson birden doğruluverdi. Ama kızı o anda kalp krizi geçirip öldü...
 
4. Romollo Ribaldo işsizdi. Pisa kentinde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan birgün, tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil döktü.. Sonunda Romolo ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlatti. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü...