|
Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan,
ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun!...
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur
ve yaptıkların onun dudağında küçük bir tebessüm yaratmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken, o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan " bu kuşun kanadı niye beyaz değil" diye bir soruyla karşılaşabilirsin.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin...
Yaptıklarınla değil, yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur!..
İyi halin cezanda indirim sağlamaz...
Sen, "ama senin için şunu yaptım" dediğinde o, " şunu yapmadın" diye cevap verecektir.
Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin,içtin, ağladın, güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşıyorken, o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunudur.
Bir insan eksik yaşıyorsa,
ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa
sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin!..
Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu...
Hem ne olmuş yani ,yalnızlık o kadar da kötü birşey değil.
Sen mutluluğu hiçbir zaman tek bir kişiye bağlamadın ki...
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip
yeni yaşamlara tanık olmak ta keyif verecek sana.
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin
ve biliyorsun as olan yürektir!...
Yürek sesi nedir bilmeyenler;
yada bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma,
yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle.
Sen yeter ki koru yüreğini
ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...
Elbet bitecek güneşe hasret günler...
Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,
güneşin çicekleri dolduracak yüreğini...

Bu Yalnız olanlara
Aşk bir kelebek gibidir. peşinden koştukça hep senden kaçar.. en iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir... Aşk mutlu eder, bazen de üzer... ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer..
Bu sevgilisi olanlara
Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır..
Bu çapkın olanlara
Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme.. içinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme.. kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.. sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme.. çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir.
Bu evli olanlara
Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir. "neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir.. "nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir.. ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir...
Bu evlenmek için gün sayanlara
Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu, birlikte geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.
Bu kalbi kırık olanlara
Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer.. ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.
Bu aşık olmaktan korkanlara
Aşka düş ama tökezleme.. anla ama bekleme.. paylaş ama isteme. Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...
Bu sevdiğini fazla sahiplenenlere
Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..
Bu aşkını itiraf etmeye çekinenlere
Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir.. sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir.. ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir..
Ve bu da dönmeyecek birini hala bekleyenlere
Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır.. ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır.. Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir... Bırak, gitsin...


|
Ayrılığın İlanı
|
|
| Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli...
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda..
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza. O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın.
Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin zamanı geldi şimdi.
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın gülüşlerini yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım.
Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
Ne çok tanıdığımız var ayrılığımıza.... |
|