Ibrahim's profileIbrahim MiyedRaPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Kaybetmenin Tiryakisi Bir Çocuk Gibi Sustum,Kendime Kızdım,Kırıldı Ayna...

     

    <

    myspace

     

      

             

     

    Alanımda Bu Kadar Süre Durdunuz Boş Geçmek Olmaz...
     

                                                                       

     

     

    t0hjrn.gif 


     

    Türk Milletine İTAAT Edeceginiz Güne Kadar Azrailiniz Olmaya Devam Edecegiz...

     

     

    Image Hosted by ImageShack.us

    http://spaces.msn.com/kartalizma12

    Bu Sayfa Kürşat Şentürk (http://kursatsenturk.spaces.msn.com) Ve Yiğit (http://ygt.spaces.msn.com)'ten Öğrendiğim Bilgilerle Yapılmıştır...    

    ESaT Abiyi Unutmayalım...

    FORUM TÜRK İSLAM’adresine ulaşmak için Tıklayın

           
     
                                     
                                         
       

     
     

       

    Ya AKLıN BaŞKa YeRLeRDeYDi , Ya YüReĞiN...

     

     

    Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
    Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
    Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
    ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere
    saatlerce havadan sudan söz etmek.
    Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
    Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek.
    Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
    Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
    Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
    Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
    Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
    Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...
    Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
    Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek...
    Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
    Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
    Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
    Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin

    her mısrasında seni bulmak.
    Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
    Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
    duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
    Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
    Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
    Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
    Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
    Nereden bileceksin?
    Sen benimle hiç olmadın ki.
    Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
    Isırmazdım dilimin ucunu...
    Özlemezdim seni yanımdayken...
    Kıskanmazdım.
    Korkmazdım yollarda yürümekten.
    Islanmazdım yağmurlarda...
    Yıldızlara aya dert yanmaz,
    böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
    Korkmazdım seni kaybetmekten
    ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
    Ve her kulaçta haykırırdım seni..
    Ama sen hiç benimle olmadın ki...

    YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…

    "Can Dündar"

     

     


     

     
     

    Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan,

    ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun!...

     Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur

     ve yaptıkların onun dudağında küçük bir tebessüm yaratmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır.

    Sen kendini paralarken, o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.

    Hani ağzınla kuş tutsan " bu kuşun kanadı niye beyaz değil" diye bir soruyla karşılaşabilirsin.

     İki ucu keskin bıçaktır bu işin...

    Yaptıklarınla değil, yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.

     Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur!..

    İyi halin cezanda indirim sağlamaz...

     Sen, "ama senin için şunu yaptım" dediğinde o, " şunu yapmadın" diye cevap verecektir.

    Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

     Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.

     Özledin,içtin, ağladın, güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın.

    "Peki o ne yaptı" deme.

    Herkes kendinden sorumludur aşkta.

     Sen aşkını doya doya yaşıyorken, o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunudur.

     Bir insan eksik yaşıyorsa,

    ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa

    sen ne yapabilirsin ki onun için?

     Hayatı ıskalama lüksün yok senin!..

     Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

     Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.

    "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu...

     Hem ne olmuş yani ,yalnızlık o kadar da kötü birşey değil.

    Sen mutluluğu hiçbir zaman tek bir kişiye bağlamadın ki...

     Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.

     Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?

     Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip

     yeni yaşamlara tanık olmak ta keyif verecek sana. 

    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin

    ve biliyorsun as olan yürektir!...

     Yürek sesi nedir bilmeyenler;

     yada bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma,

     yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle.

    Sen yeter ki koru yüreğini

    ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...

    Elbet bitecek güneşe hasret günler...

    Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,

     güneşin çicekleri dolduracak yüreğini...

     

    Bu Yalnız olanlara

    Aşk bir kelebek gibidir. peşinden koştukça hep senden kaçar.. en iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir... Aşk mutlu eder, bazen de üzer... ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer..


    Bu sevgilisi olanlara

    Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır..


    Bu çapkın olanlara

    Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme.. içinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme.. kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.. sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme.. çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir.


    Bu evli olanlara

    Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir. "neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir.. "nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir.. ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir...


    Bu evlenmek için gün sayanlara

    Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu, birlikte geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.


    Bu kalbi kırık olanlara

    Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer.. ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.


    Bu aşık olmaktan korkanlara

    Aşka düş ama tökezleme.. anla ama bekleme.. paylaş ama isteme. Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...


    Bu sevdiğini fazla sahiplenenlere

    Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..


    Bu aşkını itiraf etmeye çekinenlere

    Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir.. sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir.. ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir..


    Ve bu da dönmeyecek birini hala bekleyenlere

    Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır.. ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır.. Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir... Bırak, gitsin...

     

     

    GeceMe hosgeldiniz

    Ayrılığın İlanı

     

    Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli...

    Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda..

    Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
    O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın.

    Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim.

    Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin zamanı geldi şimdi.


    Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın gülüşlerini yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım.

    Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

    Ne çok tanıdığımız var ayrılığımıza....

    YALNIZLIĞA ALIŞMALI
    Bavulları hep toplu durmalı insanın...
    Birgün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
    Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçilmeli...
    İhanetlere,terkedilmelere,bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
    Yalnızlığa alışmalı...
    Çünkü 'omuz omuza' günlerin vakti geçti.Dayanışma,günümüzün borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
    Bireyin keşif çağı,geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı
    Terörün bile bireyselleştiği çağdayız.
    Zaman,tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır...
    İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
    Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan...
    Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı...
    Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli...
    Sofrada tek tabağa,tabakta az yemeğe alışmalı...
    Romanlardan yalnızlığı yücelten paragrafları asmalı evin en görünür duvarlarına...
    'Yalnızlık paylaşılmaz/Paylaşılsa yalnızlık olmaz' dizeleriyle başlamalı güne...
    Telesekretere 'şu anda size cevap verebilecek kimse yok' denmeli
    'Belkide hiç olmayacak...' cevapsızlığa,sessizliğe ısınmalı...
    Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.Haklılığın onuru  yaşatır insanı...
    Susmanın utancı öldürür...
    O yüzden en sessiz gecelerde 'doğruydu,yaptım'la teselli bulmalı insan...
    Feryada komşuların yetişmemesine,soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
    Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
    Gece yastıkla ağlaşmaya,sabah aynayla gülüşmeye,kendisiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı... 
    Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur,ama hep kalkıp savaşacak kadar gözüpek olabilmeli....
    Sessizliği,sese dönüştürebilmeli...
    Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
     

    PessimisT